Category

sinema

6a00d8341c4e3853ef01b8d0e8ef8d970c-800wi
kitap, kültür-sanat, sinema

lizbon’a gece treni

Ön yargı sevgili dostlarım! Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey. Evet ön yargı. Benim de Lizbon’a Gece Treni’ni ilk gördüğüm zaman ona yaklaşmamı engelleyen şey belki de gereksiz bir ön yargıydı. Ancak kendimce haklı nedenlerim var elbette. Siz de bana hak vereceksiniz. Kitaplar üzerine yazılan reklamlardan nefret ediyorum, dünyada…

Continue reading
cafesociety2
kültür-sanat, sinema

cafe society: bir pişmanlık senfonisi

Yine bilgisayar başındayım, sanırım beşinci saati geride bırakıyorum. Konu pişmanlık olunca yazmak istediğim çokça şey var haliyle. Tabii ki başlayamıyorum. Konudan sapmadan kısaca filmden bahsetmek istiyorum ama yapabilecek miyim emin değilim. Cafe Society, Woody Allen’ın Roma’ya Sevgilerle’sinin ardından dördüncü filmi. Avrupa’dan ayrıldıktan sonra aynı üretkenliğini sürdürüyor. Bu yaşında hala inanılmaz…

Continue reading
backtofuture
kültür-sanat, sinema

otuz yılın ardından geleceğe dönüş

Doksanlarda çocukluğunu geçiren jenerasyonun en sevdiği filmlerin başında daima Geleceğe Dönüş Serisi gelir. O dönemin çocukları için zaman yolculuğu fikri sınırsız bir hayal dünyası demekti. Aslına bakılırsa sadece çocuklar değil büyükler için de aynı şey geçerliydi. Geleceğe Dönüş bu yönüyle ve birbiriyle kesişen sahneleriyle de sinema dünyasında ayrı bir yer…

Continue reading
kültür-sanat, sinema

orta dünya’ya veda: hobbit beş ordunun savaşı

Abimin mahalleden arkadaşımız Murat’tan aldığı Hobbit’in Mitos Yayıncılığa ait ilk baskısını okumamın üzerinden tam 19 yıl geçmiş. O zamanlar bir çocuğun bakışıyla büyülü bir dünyaya adım attığımı bilmiyordum. Bunu 90’ların sonunda yaz tatilinde 1 hafta odaya kapanarak okunan Yüzüklerin Efendisi izledi. Sonraları Silmarillion, Güç Yüzükleri ve dahası…

Continue reading
Related posts
hobbit beş ordular savaşına doğru
07/12/2014
yüzüklerin efendisi genişletilmiş “ek” versiyon
05/11/2014
image
kültür-sanat, sinema

bana masal anlatma

Siz bakmayın filmin adının “Bana Masal Anlatma” olduğuna, esasında masal gibi bir film var karşınızda. Masal gibi anlar vardır, gerçek olmayan ama gerçek olması istenen. Bir hayaldir bu kimi zaman, gözlerinizi kapadığınızda yaşamaya başladığınız. Burak Aksak’ın ilk uzun metraj deneyimini yaşadığı Bana Masal Anlatma da böyle bir film, insanı iki…

Continue reading
Related posts
karışık kaset’e dair birkaç şey
26/11/2014
pek yakında
10/10/2014