yaşantı

türkiye’de otuz yıl yaşamak

Bin dokuz yüz seksen altının kasım ayında doğdum. Dile kolay otuz yıldır Türkiye’de yaşıyorum. Hayatımın on sekiz senesi Trabzon’da geçti. Daha sonra üniversite okuyup büyük adam olmak için Ankara’nın yolunu tuttum. Yedi senem de orada geçti. Sonra bok vardı, okulumu bitirmeme ramak kala kalktım İstanbul’a geldim. Burada geçen kayıp yıllarda dördüncü seneyi…

Continue reading
hobi, oyun

risk: taht oyunları incelemesi

Halbuki yarın için ne de güzel planlarım vardı. Nice zamandır tekrarlamak için fırsat kolladığım Gaziantep gezisini nihayete erdirecektim. Sabah soluğu Metanet ya da Zekeriya Usta’da alacak, nefis katmerle güne başlayacaktım. Bu güzel cilanın ardından soluğu Halil Usta’da alıp masanın donatılmasını keyifle izleyecektim. Hemen karşısındaki Zeugma Mozaik Müzesi’nde bir kez daha…

Continue reading
kitap, kültür-sanat, sinema

lizbon’a gece treni

Ön yargı sevgili dostlarım! Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey. Evet ön yargı. Benim de Lizbon’a Gece Treni’ni ilk gördüğüm zaman ona yaklaşmamı engelleyen şey belki de gereksiz bir ön yargıydı. Ancak kendimce haklı nedenlerim var elbette. Siz de bana hak vereceksiniz. Kitaplar üzerine yazılan reklamlardan nefret ediyorum, dünyada…

Continue reading
anlatı

konuşamadıklarımız

Kasım, 1990. Moda, Kadıköy. Ofisten çıkarken yazı işleri  müdürüne görünmemek çok uğraşmıştı ama tam kapıyı açtığı anda müdür arkasından “yazıyı hala göndermedin, biliyorsun iki gün içinde baskıya giriyoruz” diye seslendi. Duymamış gibi yaptıysa da müdür daha sert bir ton ile söylediklerini tekrarlayınca “tamam tamam bu akşam yazacağım” diyerek kapıyı ardından…

Continue reading
kültür-sanat, sinema

cafe society: bir pişmanlık senfonisi

Yine bilgisayar başındayım, sanırım beşinci saati geride bırakıyorum. Konu pişmanlık olunca yazmak istediğim çokça şey var haliyle. Tabii ki başlayamıyorum. Konudan sapmadan kısaca filmden bahsetmek istiyorum ama yapabilecek miyim emin değilim. Cafe Society, Woody Allen’ın Roma’ya Sevgilerle’sinin ardından dördüncü filmi. Avrupa’dan ayrıldıktan sonra aynı üretkenliğini sürdürüyor. Bu yaşında hala inanılmaz…

Continue reading

Popular posts

hobbit beş ordular savaşına doğru

Daha dün gibi her şey. Ama Hobbit’in sinemaya uyarlanacağı dedikodularının çıkmasından bugüne aradan 10 yıl geçmiş… Yüzüklerin Efendisi’nden sonra hemen hemen emin gibiydik Hobbit’in filminin çekileceğinden. Süreç biraz uzun sürdü ama...

cafe society: bir pişmanlık senfonisi

Yine bilgisayar başındayım, sanırım beşinci saati geride bırakıyorum. Konu pişmanlık olunca yazmak istediğim çokça şey var haliyle. Tabii ki başlayamıyorum. Konudan sapmadan kısaca filmden bahsetmek istiyorum ama yapabilecek miyim...