image

Eskiden bugün olduğu gibi her kitabın kendine özgü ayracı bulunmazdı. Ayraçlar çok nadir ve özel kitapların içinden çıkardı. Bugün ise hemen her kitap içinde ayraç ile satılıyor. Ayraçlar kitaplar için önemlidir. Yazarın özgeçmişi dahil kısa bilgileri bulmakla beraber bazen de kitabın en can alıcı paragrafı okuyucuya ayraçla aktarılır.

Tolkien dünyasıyla tanıştığım ortaokul yıllarında edindiğim Orta Dünya ayraçlarının yeri ayrıdır bende. Tolkien’in kendi çizimlerini de içeren ayraçlar  o yıllarda 12’li set halinde ve neredeyse kitaplardan daha pahalıya satılıyordu. Söz konusu ayraçlar olunca garip bir durumla karşılaşılaşıyoruz. Mesela ben kıyıp kullanamamıştım çoğunu, hala değişen bir şey yok aslında. Çok sevdiğim bir şeyi kıyıp kullanamıyorum, bir defter ya da karpostal olabiliyor bu. İnsan o kadar değer veriyor ki yıpransın istemiyor! Ama inanın haksız değiliz. Tolkien setinden kullandığım Hobbit desenli ayracı kaybettiğimi anladığımda yaşadığım üzüntüyü anlatamam. Alınışının üzerinden yıllar geçtiği için yerine yenisini koymak maalesef mümkün olmamıştı.

image

Yaklaşık 10 gün önce bir arkadaşım ile sinemaya gitmeden önce kitapçıya uğramıştık, aldığımız kitapları öderken kasanın önünde daha önce görmediğim bir şey gördüm. Kemal Sunal’un İnek Şaban tiplemesinin yer aldığı ayraç bana gülümsüyordu!

15 yıl aradan sonra satın aldığım ilk ayraç oldu bu. Arkadaşım da kendine Türkan Şoray’ın zarif bir çiziminin yer aldığı ayracı seçti. Evet tahmin edeceğiniz üzere R. Görkem Gül’dü bunların yaratıcısı.

Projenin düşüneni Mabbels Atölye, hayata geçiren çizeri de R. Görkem Gül. Mabbels Atölye’nin internet sitesi henüz yapım aşamasında olduğu için pek bir bilgi edinemedim. Ancak erkek olarak düşündüğüm çizerin aslında kadın olduğu, öğrendiğim ilk şey oldu. İsmin başındaki R. hala sırrını koruyor! Sanatçının bir kadın olması dünyanın en güzel şeyi bence. Çünkü kalemin kadınların zarif ellerine çok yakıştığını düşünürüm. Kalem tutan bir elden daha güzel bir an düşünülemez. Neyse şimdi aşkı bir kenara bırakıp çizerimiz R. Görkem Gül’ün toplam 7 kitap ayracı ve 8 not defterinden oluşan harikalarına göz atalım.

Mabbels Atölye’nin Yeşilçam Nostalji Serisi olarak duyurduğu projede sinema dünyamızın birbirinden değerli isimlerinin kendileri ve rol aldıkları filmlerden spesifik sahnelerin çizimleri yer alıyor.

Her neslin severek izlediği Hababam Sınıfı projede önemli bir yer tutuyor. Kemal Sunal’ın İnek Şaban tiplemesinin kitap ayracı açık ara en beğendiğim çizim oldu. Ayrıca Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filminden Badi Ekrem’in beden dersinde “Çek karnını, Omuzlar dik, çene yukarıda, göğsünü şişir, gözler ileride” sahnesi ile Kel Mahmut’un meşhur müfettiş ile Güdük Necmi’ye soru sordukları bölüm not defterlerinin kapağını süslüyor!

image

Hababam ile başlamışken Kemal Sunal ile devam edelim. Bir başka defterde Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı Sahte Kabadayı filminin meşhur sahnesi ve arka planındaki Yeşilçam emekçileri  yer alıyor.

image

Yeşilçam’ın en şirin/sevilen/uyumlu ikilisi desem aklınıza kim gelir? Şüphesiz ki Adile Naşit ve Münir Özkul. Neşeli Günler, Bizim Aile, Aile Şerefi ve Gülen Gözler filmleriyle hala keyifle izlenen işlere imza atan ikili de unutulmamış tabii ki. İkisinin Bizim Aile filminin sonunda yer aldığını düşündüğüm mutlu bir pozunu defterlerden birinin kapağında bulacaksınız! Aynı zamanda aynı filmden Yaşar Usta’nın bilinen efsane konuşma sahnesinin bir çizimi de ayraç olarak karşımızda!

image

Hababam ile başlayıp Münir Özkül ve Adile Naşit ikilisi ile devam ettiğimize göre şüphesiz ki sırada bu filmlerin bir diğer ustası Şener Şen var. Şöyle bir geçmişten günümüze düşünüyorum da yeri doldurulamayacak bir isim varsa o kesinlikle Şener Şen’dir. Hayat verdiği onlarca karakter, yüzlerce film ile asla unutulmayacak bir yere sahip ülkemiz için. Neşeli Günler’in Ziya’sının meşhur jilet sahnesi hem defter olarak hem de ayraç olarak karşımızda. İnsan “Cibicis” de hediye edilecek mi diye bekliyor…

image

Münir Özkul ve Adile Naşit ikilisi demişken, Yeşilçam’ın “genç” ikililerinden yani Türkan Şoray ve Kadir İnanır’dan söz etmemek olmaz. Oynadıkları filmler içinde Dila Hanım ve Selvi Boylum Al Yazmalım’ın yeri tabii ki ayrı olsa da birçok filmde beraber oynayan ikili Türk sineması için unutulmaz bir yerdedir.

Dila Hanım’dan duygusal bir sahne defterlerin kapağında hayat bulmuş. Ayrıca Kadir İnanır’ın unutulmaz Tatar Ramazan performansı ile Türkan Şoray’ın inanılmaz zarif bir çizimi kitap ayraçlarında yerini almış. Özellikle Tatar Ramazan çizimi o kadar güzel ki, dile gelip “Taş kesil ulan” diyecek gibi hissettiriyor insana. Türkan Şoray’ın ayracına gelince, Sultan’ın şarkıcılık rolünde oynadığı onlarca film var. Özellikle iki film ön plana çıkıyor. Başrollerini Cüneyt Arkın ile paylaştığı 1970 yapımı Hayatım Sana Feda ile Kadir İnanır ile beraber oynadığı 1976 yapımı Devlerin Aşkı. Ancak ayraçtaki anı birebir yakalayamadım. Belki bir filmden alınma olmayabilir.

image

Bu proje Sadri Alışık olmadan kesinlikle eksik kalırdı. Turist Ömeri’in meşhur selamı kitap ayracını süslerken, başka bir efsane Ofsayt Osman filminden “Bu da mı gol değil?” sahnesi defterlerden birinin kapağını süslüyor.

image

Çirkin Kral Yılmaz Güney filmleri bizim çocukluğumuzda yasaklı olduğu için televizyonlarda pek gösterilmezdi. Bu durum ne yazık ki hala devam ediyor gibi, Yılmaz Güney filmlerini en son ne zaman televizyonda gördünüz? Umutsuzlar gibi harika bir filmin es geçilmediğine çok sevindim. İmkansız gibi gözüken bir aşk hikayesinde Yılmaz Güney’in meşhur taht sahnesi defterlerde hayat bulmuş. Kitap ayracı olarak da Çirkin Kral Affetmez filmindeki karakter ön plana çıkarılmış. Kadir İnanır’ın haşmetli duruşundan bahsetmiştim, peki ya Yılmaz Güney’e ne demeli?

image

Şimdi gelelim bunların nerelerden temin edilebileceğine. İstanbul için konuşuyorum; Mephisto ve Remzi Kitapevi’nde bulmak mümkün. Ayraçlar İstiklal Mephisto’da 3,50 lira iken Nişantaşı Remzi’de 3,00 liradan satılıyor. Defterleri geçen hafta İstiklal Mephisto’dan 6,90 liraya almışken geçen gün 7,90 liradan satın aldım.

Hepsinin yanında asıl mesele bunların nasıl kullanılacağında… Hobbit ayracımın kaybolduğunda yaşadığım üzüntüyü hatırlıyorum da, insan bunlara kıyıp kullanamaz ki, o defterlere yazacağınız şeyler bile önemli. Öyle her şeyi yazamazsınız efendim, olmaz, izin veremem! Kıymetli, hatta kimseye söylemeye kıyamadığınız şeyleri yazmalısınız belki de, ya da hiç yazmamalı. İşin aslı ben bunun formülünü uzun uzun düşündükten sonra buldum. Sanırım en doğru yol bu.

Şimdi şöyle yapıyoruz. Her ayraçtan ve defterden üçer adet satın alıyoruz. İlk seriyi güzelce paketleyip ya da çerçeveletmeyi de düşünebiliriz, koleksiyon parçası olarak saklıyoruz.  İkinci seriyi kişisel kullanım için ayırıyoruz. Ama ayraçları öyle her kitapla beraber kullanmıyoruz. Değerli ve edebi yönü kitaplar olmalı. Aynı şey defterler için de geçerli, basit şeyler yazılmamalı. Örneğin sanat notları, hatıralar, kitap/film eleştirileri gibi daha sonra başvurulabilecek nitelikte yazılar olması gerektiğini düşünüyorum. Ya da abartıyorum, karar sizin.

Aslında hazır defterlerden söz açmışken şunu da ekleyeyim; keşke ciltlemesi iplikle yapılsaydı ve boyutları biraz daha geniş olsaydı. Defterler 18×11 cm boyunda, haliyle biraz küçük kalmış gibi. 21×13 cm (Moleskine orta boy defterleri bu boyutta, iplik ciltleme ile oldukça kullanışlı) ise daha kullanışlı olabilir. En büyük eleştirim ise az önce söylediğim ciltleme olayı, yapışkan değilde iplik cilt olsa Yeşilçam ruhuna da uygun olurdu. Yapışkan olması hali hazırda sayfanın sol tarafından birkaç santimetre çalıyor zaten, dolayısıyla defter daha da küçülüyor. Boyutu azcık büyültülür ve yapışkan ciltten vazgeçilirse daha kaliteli ve kullanımı daha rahat olabilir bence. Neyse ileride belki iyileştirme yapılabilir. Mevcut halleri not tutarken alınan keyfi düşürüyor gibi.

Evet geldik aldığımız üçüncü seriye. Bu seri tabii ki sevdiklerimiz için! Özenle sakladığımız ayraç ve defterleri sevdiklerimize hediye ediyoruz. Yazmayı, çizmeyi sevenlere defterleri verirken okumayı seven arkadaşlarımıza da ayraçları veriyoruz ve onları mutlu ediyoruz! Onların mutluluğu ile biz de mutlu olup bu halkanın bir parçası oluyoruz. Bundan keyifli bir an olabilir mi?

image

image

 

Bu arada bitirmeden sevgili çizer R. Görkem Gül’e ve Mabbels Atölye’ye seslenmek isterim! Umarım bu proje genişleyerek devam eder. Bunları giriş olarak kabul ediyoruz ve farkındaysanız daha çizecek çok kişi ve sahne var. Mesela ben hemen aklıma gelenleri ve istediklerimi sıralayayım!

  • Hababam Vokal Grubu
  • Badi Ekrem
  • Hafize Ana
  • Eşkıya
  • Selvi Boylum Al Yazmalım
  • Canım Kardeşim
  • Çiçek Abbas
  • Sarı Mercedes
  • Çöpçüler Kralı
  • Battal Gazi/Kara Murat
  • Tarkan

Hali hazırda R. Görkem Gül’ün sitesinde Yeşilçam ile ilgili bazı çizimler mevcut, mesela Hafize Ana. Bu yüzden projenin genişleyerek devam edeceğini umuyorum. Bu konuda yeni bir yazı yazmak için şimdiden sabırsızlanıyorum. Zekiler, Metinler, Yeşilçam’ın güzel kadınları; Filiz Akınlar, Emel Sayınlar, gençleri; Sezercikler, Ayşecikler. Günümüze daha yakın olan efsane Nuri Alço, bir Yeşilçam emekçisi Tecavüzcü Coşkun. Daha eskiler, daha yeniler… Sabaha kadar yazabilirim. O yüzden beklentim çok büyük, merakla takipçisi olmaya devam edeceğim.

Az daha unutuyordum, R. Görkem Gül bu orijinal çizimler haricinde sipariş usulüyle kişisel portreler de çiziyor. Sosyal medya hesaplarından takip edileceği üzere oldukça ortaya çok güzel işler çıkmış. Sevdikleriniz için farklı bir hediye arıyorsanız artık çok güzel bir alternatifiniz var. Hatta inanıyorum ki, bu yazıyı okuduğunuzu ona söylerseniz size indirim bile yapacaktır:) Aşağıdaki adreslere göz atmak isteyebilirsiniz.

twitter.com/rgorkemgul

facebook.com/rgorkemg

instagram.com/rgorkemg

gorkemg.tumblr.com

gorkemgul.tk

mabbels.com

Son not: Yazıyı yazdıktan sevgili R. Görkem Gül’den haberi geldi; proje devam edecek. Bakalım yeni isim ve sahneler ne olacak, tahminlerimden birkaçını görebilirsem çok sevineceğim. Ama haksız mıyım, bir düşünsenize, bir yanda Abbas, karşısında Şakir kahvede atışıyorlar…